Süt hayvancılığında devletin sıfır faizli kredisi bitti. Geçen yıl 1 Ağustos itibariyle başlatılan sıfır faizli kredi bu yıl 1 Ağustos itibariyle durduruldu. Fakat, hayvan ve et ithalatı durmadı, tam gaz devam ediyor. Bir yıl süren sıfır faizli kredi uygulaması amacına ulaştı mı?
Öncelikle bu kredi ile neyin amaçlandığına ve o günkü ortama bakmakta yarar var.
Sıfır faizli kredi uygulamasının başladığı dönemde, Türkiye, et fiyatının çok yüksek olduğu gerekçesiyle ithalata yönelmiş ve canlı hayvan ve et ithalatı yapıyordu. İthalatla hayvancılık sektörü “terbiye” edilecekti.
Gümrük vergisi sıfırlanarak Et ve Balık Kurumu’na canlı hayvan, besi hayvanı ve nihayetinde karkas et ithalat izni verildi. Yapılan ithalat et fiyatını düşürmeye yetmedi. Bu kez özel sektöre de gümrük vergileri indirilerek ithalat izni verildi. Fakat ne yapılırsa yapılsın et fiyatı düşmüyordu.
Et ve Balık Kurumu, fiyatını sabit tutarak marketlere ucuz et vermeye başladı. Kendi satış merkezlerinde ucuza et sattı, fakat yine de fiyat düşürülemedi.
İşte tam da böyle bir ortamda, 12 Eylül 2010 referandumuna sayılı günler kala ve ithalat sürerken, yerli üretimi teşvik etmek amacıyla hayvancılık yatırımlarına sıfır faizli kredi uygulaması başlatıldı. Gerekli altyapı hazırlanmadan, planlama yapılmadan başlatılan sıfır faizli kredi uygulaması hayvan talebini artırınca fiyatın düşmesi bir yana daha da arttı. Sıfır faizli kredi hayvan fiyatını tetikledi. Hayvan arzında sorun varken yeni talep yaratıldı. Bu nedenle başlangıçta krediyi alanlar hayvan bulamadıkları için yatırımları gecikti. Hayvan bulanlar ise yüksek fiyattan almak zorunda kaldı.
Kredinin amacını o günlerde, Eski adıyla Tarım ve Köyişleri, yeni adıyla Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı şöyle açıklamıştı.
“Proje ile ilk yıl için 100 bin baş damızlık sığır-manda, 2 milyon baş damızlık koyun-keçi ve 600 bin baş besi sığırı desteklenecek. Bir yılda süt üretimi 525 bin ton, et üretimi 260 bin ton, buzağı üretimi 85 bin baş ve kuzu üretimi 1 milyon 728 bin baş artacak. Uygulama ile 34 bin kişiye yeni iş imkanı sağlanırken ekonomiye katkısı 4.8 milyar lira olacak. Bu projenin bütçeye getireceği yük ise 1.3 milyar lira olacak.”
Geçen 1 yılın sonunda bu hedeflerin ne kadarının gerçekleştiğini net olarak bilemiyoruz. Bakanlık, bu konuda bir çalışma yaptı mı? Yaptıysa nasıl bir tablo ortaya çıktı bunun da açıklanmasında yarar var.
Bizim edindiğimiz bilgilere göre, bir yılda verilen toplam sıfır faizli kredi miktarı 5 milyar lirayı aştı. Sadece süt hayvancılığına yatırım yapan 35 bin üreticiye toplam 2.2 milyar lira kredi kullandırıldı. Bu kredi ile çok sayıda yeni işletme kuruldu. Bazı işletmeler büyüdü, modernize edildi. Sıfır faizli kredi kapsamında 1 milyon 800 bin baş hayvan desteklendi. Bunun 1 milyon 100 bin başı süt hayvanı. Kredi alan yatırımcıların dışarıdan ithal ettiği damızlık hayvan sayısının 400 bin başı bulduğu tahmin ediliyor.
Bakanlığın koyduğu et üretim hedefinin gerçekleşmediğini Türkiye İstatistik Kurumu’nun her ay açıkladığı et üretim istatistiklerinde görülüyor. İthalata dayalı bir artış var. Ancak kesilen hayvan sayısında ciddi bir düşme var. Düşürülen gümrük vergisi ile ülkeye binlerce ton karkas et girerken, yerli besici hayvanını satamıyor. Bu nedenle et üretimindeki kısmi artış ithalattan kaynaklanıyor. Kaldı ki, başlangıçta sıfır faizli besicilik kredisine olan ilgi ithalat arttıkça azaldı ve bir iki ay sonra besi kredileri bıçak gibi kesildi. Sık sık değişen gümrük vergi oranları, ucuz ithalat nedeniyle mevcut besiciler ellerindeki hayvanları satamazken ve Koç, Banvit gibi dev işletmeler bu işi bırakırken yeni yatırımcıların besiciliğe girmesini beklemek saflık olurdu. Nitekim besicilikte tam bir hayal kırıklığı yaşandı.
Süt hayvancılığına çok büyük ilgi oldu. Bakanlığın hedeflediği 200 bin başlık yatırımın 5 katından daha fazla yatırım oldu. Sıfır faizli kredi desteği ile 1 milyon 100 bin süt hayvanı desteklenmiş oldu. Bunun da en az 400 bin başı ithalatla karşılandı. Başka bir deyimle verilen sıfır faizli kredi ile 400 bin baş damızlık hayvan ithal edildi. Sıfır faizli kredi yerli üreticiden çok dışarıdaki yetiştiricilere yaradı. Türkiye milyonlarca dolarlık dövizi dışarıya akıtarak hayvan ithal etti. Buna bağlı olarak da çiğ süt üretimi arttı. Buna bağlı olarak çiğ sütün fiyatı düştü. Bu üretim artışı önceden planlanıp buna uygun pazarlama stratejisi belirlenmediği için fiyatın düşmesi süt üreticisinin zarar etmesine neden oldu.
Gelecek yılın Ağustos ayından itibaren iki yılı ödemesiz 7 yıl vadeli sıfır faizli kredilerin geri ödemesi başlayacak. Kaç işletme bu krediyi geri ödeyebilecek bilemiyoruz. Fakat, çiğ süt fiyatı artmazsa daha şimdiden bu kredilerin ödenmesinde sorun olabileceğini belirtmek zorundayız. Bu süreçte pek çok işletmenin el değiştirebileceğini söyleyebiliriz. Daha önce yatırım yapmak isteyip yapamayan girişimciler bu çiftlikleri alabilirler.
Bir yıl önce başlatılan sıfır faizli kredi uygulaması sona erdi. İŞ’TE KOBİ okurlarının tarımla ilgili en çok sordukları sorular devletin verdiği sıfır faizli kredilerle ilgiliydi. Süt hayvancılığına yatırım yapacaklara sıfır faizli kredi verilmeyeceğinin altını çizelim. Yatırım yapacakların buna göre hesaplarını yaparak yatırım yapmalarında yarar var. Kredinin sona ermesi ile öncelikle süt hayvancılığına yapılacak yatırımlarda çok büyük bir düşme olacak. Bu nedenle damızlık hayvan talebi de düşecek. Buna bağlı olarak damızlık hayvan fiyatının düşmesi bekleniyor. Bir yılda 35 bin yeni yatırımcının sektöre girmesi ve 1 milyonu aşkın damızlık hayvanın süt üretimine katılması çiğ süt üretiminde ciddi bir artışa neden olacak. Artan sütün nasıl değerlendirileceği bilinmiyor. Süt üreticilerini özellikle bu sektöre yeni girenleri zorlu bir süreç bekliyor.
70 views





