Bilginin Laneti’ni gösterecek harika bir deney, 1990 yılında Stanford Üniversitesinde yapılıyor. Deneyde katılımcılara çok basit bir oyun oynatıyorlar. Ekip iki takıma ayrılıyor. Birinci takım “tempo tutucular”, ikinci takım ise “dinleyenler” diye adlandırılıyor. Tempo tutanlara, çok tanınmış ve tutulmuş 120 popüler şarkıdan oluşan bir liste veriliyor. “Oynama Şıkıdım Şıkıdım” gibi. Tempo tutucuların her birine bir şarkı seçmeleri ve bu şarkıyı masada parmaklarıyla tempo tutarak dinleyici ekipten birine çalmaları isteniyor. Dinleyicilerin göreviyse, temposu tutulan şarkının ne olduğunu tahmin etmek. Oyundaki dinleyicilerin işi gerçekten zor. Deneyde 120 şarkının temposu tutuluyor ama dinleyiciler sadece 2.5 tanesini doğru biliyor. 120’de 3!
Deneyin enteresan tarafı şu. Şarkı listesini verdikten sonra tempo tutuculara, dinleyicilerin ne kadarının bu şarkıları doğru tahmin edeceğini düşündükleri soruluyor. Verilen rakam yüzde 50, yani 2’de 1. Oysa gerçek rakam 40’ta bir çıkıyor. Sizce fark nereden kaynaklanıyor? Şuradan. Tempo tutucular tempo tutarken şarkıyı akıllarından söylüyorlar. İsterseniz siz de deneyebilirsiniz. Ama ne yazık ki dinleyiciler şarkıyı sizin gibi kafalarında duyamıyorlar. Sizin tempolarının onlara Mors alfabesi gibi geliyor. Tempo tutuculara göre bu şarkıları tahmin etmemek için aptal olmak gerek. Ama işin aslı öyle değil. Çünkü tempoculara önceden bilgi (şarkı ismi) verildiği için, onlar bu bilgiye sahip olmamanın nasıl bir şey olduğunu tahmin edemiyorlar. Tempo tutarken, dinleyicilerin kafasında da aynı melodinin çaldığını düşünüyorlar.

6 views