Torpille girdiği konservatuardan torpilsiz mezun oldu

geniş aile ve cevahir‘Geniş Aile’ dizisinin Cevahir’i Ufuk Özkan, ‘Hayatımız Dizi’ adlı bir yarışma sunuyor. Cevahir-Ufuk Özkan, çocukluğunu, dillere destan yaramazlığını ve torpille konservatuara girme hikayesini de anlatıyor.

‘Geniş Aile’ dizisindeki rolüyle popüler olan Ufuk Özkan, Star TV’de ‘Hayatımız Dizi’ isimli yarışmayı sunmaya başladı. Almanya’da kalabalık ve gürültülü bir ailede büyüdüğünü anlatıyor Ufuk Özkan. ‘Öyle böyle yaramazlık değil, düz duvara tırmanan bir tiptim’ diyen Özkan’la sohbetimize çocukluğundan başladık…
- Kalabalık bir ailede mi büyüdünüz?
Almanya’da doğdum. Üç teyze, sekiz-dokuz kuzen üç katlı binaya dağılmış bir biçimde 13 sene birlikte yaşadık. Kalabalık ve gürültülü bir aileydik. Annemize, babamıza saç, baş yoldurtuyorduk. Beni masaya bağlarlarmış. Düşünün artık. O halde fotoğrafım bile var. Rahmetli babam, ortanca kardeşimle bizi tek vücut halinde hastaneye götürmüş. Dişim kardeşimin başına girmiş.
- Yaramazların okul hayatı da pek parlak olmaz genellikle…
Aynı mahallede oturduğumuz bir sıra arkadaşım vardı. O, çok zeki ve inek tabir ettiğimiz arkadaşlardandı. Ondan çok etkilendim ve okulu sevdim. Bayağı başarılı öğrenci oldum.
- Torpille Samsun Belediye Konservatuarı’na girmişsiniz ama…
Almanya’dan yeni dönmüştük ve buradaki sosyal hayata adapte olamamak gibi bir sorunum vardı. Yeni bir yer, yeni bir kültür… Genel sanat yönetmeni akrabamızdı, sosyal hayata daha kolay adapte olabilmek için başladım. Sahne tozunu yutunca da bırakamadım. Sonra konservatuarı torpilsiz, bileğimin hakkıyla kazandım.
- Çırağan Sarayı’nda bellboy’luk yapmışsınız…
Babamdan izin alıp İstanbul’a geldiğimde hedefim konservatuara girmekti. İlk sene sınavı kazanamadım ama geri dönmedim. Kalabilmek için de çalışmam gerekiyordu. O yüzden Çırağan’da bellboy olarak üç sene çalıştım. Üçüncü yılımda konservatuarı kazandım ve otelciliği bıraktım.
- Kazanamasaydınız ne olurdu?
B planı hiçbir zaman yoktu ama oyunculuk her zaman olacaktı. Oyunculuk için konservatuar eğitimi şart değil. Onun ayarında birçok kurs var; yetenek doğuştan gelir. Konservatuar eğitimin çok teorik olduğuna inanıyorum.

YETENEĞİN VARSA…
- Belki de asıl iş mutfakta öğreniliyor, değil mi?
Aynen öyle. Sahneye çıktığınızda yeteneğiniz varsa o rolün altından kalkıyorsunuz. Hele bizim işimizde şansınız da varsa, o ikisi paralel gidiyorsa bir şekilde oluyorsunuz.
- Siz şanslı mısınız?
Çok şanslıyım. Okuldan mezun olduktan sonra BKM’nin ‘Ölümsüz Aşk’ dizisinde başrol oynamıştım. Bir oyuncunun CV’si için önemli bir şeydi. Bu diğer bütün işlerime de sirayet etti. Çok şükür şanslıyım ki hep böyle tutan ve sevilen işlerde yer aldım. Bu hem çıtamı hem de kaşemi yükseltti. Bu yetenekle değil, tamamen şansla ve gelen topu değerlendirmemle alakalıydı.
- Para mı, kariyer mi?
Popüler kültürün ne olduğunu çok iyi biliyoruz. Bugün izlediğiniz şeyi, haftaya çöpe atıyorsunuz, sonra tekrar başlıyor. Bazıları bana çok kızıyor ama televizyonda kariyerin çok önemli olduğuna inanmıyorum. Kariyer tiyatroda ya da sinemada yapılabilir. Hangi iz bırakmış dizi hatırlanıyor ki? Popüler kültüre bu anlamda inanıyorum. Bugün izlenen yarın unutuluyor. Güzel işlerde olmak, para kazanmak ne güzel, ne mutlu yani…
- ‘Geniş Aile’ de bu anlamda büyük bir şans değil mi?
Bu işe para yatıran insanların dikkatini çekmişim ki o sayede bu dizide şansın en büyüğünü yakaladım. Mesela bugün ‘Hayatım Dizi’ programını yapıyorum.

158 views